18 Haziran 2008 Çarşamba

SAMSUN YEMEKLERİ

SAMSUN’DA RUMELİ SOFRA KÜLTÜRÜ

Globalleşmenin Türk Mutfağına Etkisi

Günümüzde kocaman bir köy haline gelen dünya, binlerce yıldır üzerinde taşıdığı geleneksel kültürleri hızla unutup sadece “en kısa sürede en çok para kazanma” ilkesi üzerine kurulmuş zevksiz bir ortak kültürün esiri oldu.

Globalleşme dediğimiz bu yeni kültürün en çok etkilediği sahalardan birisi de damak tadımız hiç kuşkusuz. Bir zamanların şaşalı saray sofraları da bundan nasibini aldı, yöresel lezzetler de … Ortak dünya medeniyetinin en bilinen yemek kültürüne sahip Fransız, İtalyan, Japon, Arap ve Türk mutfakları da ancak “para kazanma” ile özdeşleşmiş bazı değerlerini ortak dünya mutfak kültürüne sokabildi. Sadece ekonomik değer ifade edebilen ve fast food kültürüne ayak uydurabilen tatlar, -onlar da asıllarından uzaklaşmaya razı olarak- varlıklarını koruyabildi.

İtalyan mutfağından akılda kalan pizza ve spagettilerin ortak özelliği hızlı servis edilebilmesi değil mi? Ya da binlerce çeşit yemeğe sahip olan Japon mutfağının en bilinen yemeği neden çiğ balık (suşi) sadece? Mc Donalds ile, Burger King ile rekabet etmenin tek yolu, hızlı pişirme, hızlı servis ve hızlı tüketim de onun için…

Türk sofra kültürü de, olanca ihtişamına rağmen 21. yüzyılın yemek kültürüne sadece birkaç ürün ile katılabildi. Lahmacun gibi, döner gibi, kebap gibi makul sürede az işçilik ile hazırlanıp servis edilen ve tüketimi de kolay olan yemeklerimiz biliniyor dünyada. Zeytinyağlı sarmamız, etli dolmamız, su böreğimiz ya da acem pilavımız artık kendi sofralarımızdan bile elini eteğini çekmeye başladı.

Samsun’daki Rumeli Sofra Kültürü

Son 150 yıl içinde Balkan ülkelerinden yaşanan ve aralıklarla dalgalar halinde gelen göçlerle taşınan kültür, Samsun’un kozmopolit yapısına parıltılı bir renk olarak katıldı. Bilhassa mübadele ile gelen göç dalgası, kentin kültürel yapısına derin bir iz bırakmayı başardı. Folkloruyla, ağız özellikleriyle, gelenekleriyle Karadeniz’den pek uzak olan bu yeni kültürün en önemli unsurlarından birisi de sofra kültürü oldu.

Pişmiş Mısır Unu | Büyütmek için tıklayınız.Samsun’daki Rumeli sofra kültürünün en baskın damak tatları sığır eti ve mısır unuyla yapılan yemeklerdir. Bunun dışında çok zengin bir ekmek kültürü ve özgün baklavasıyla ile Rumeli’den getirilen yemek kültürü, tıpkı Türk mutfağının diğer lezzetleri gibi baskın dünya sofra kültürü ile var oluş mücadelesini sürdürmektedir.

Etin Yağlısı Makbuldür

Mübadiller arasında etin yağlısının makbul olduğu bilinir. Kolestrol korkusuyla yetişen 21. yüzyıl insanı için çok sağlıksız bulunan bu tercihin arkasında enerji ihtiyacını aramak gerekir.

Gerçekten de çalışkanlığı ile bilinen mübadiller, sabah namazını takiben tarlalara gider, akşam ezanını takiben evlerine dönerlerdi. Çoğunlukla tütüncülük yaptıkları için evlerine dönüşte de tütün dizme veya kurutma gibi işlerle uğraşırlardı. Tütüncülük, çok emek isteyen, son derece yorucu bir tarım kolu olduğu için bol enerji gerektirmektedir.

Bazı büyükler, eskiden her Cuma günü köylülerin sırayla bir sığır kesip dağıttıklarını anlatırlar. Rumeli’nde hayvancılık yapma geleneği bulunan ve bunun için de çoğunlukla “kahya” lakabı ile hitap eden mübadiller, Cuma günleri yapılan bu hayvan kesme geleneği sırasında en besili, en yağlı hayvanı yetiştirmekle övünürlermiş.

Bilhassa Tekkeköy civarındaki bazı köylerde, çok eskiden, kesilen hayvanların iç yağlarını donmadan çiğ olarak yiyenler bile olduğu bir efsane gibi anlatılır.

Etli YufkaEtli Yufka | Büyütmek için tıklayınız.

Un, tuz ve su karıştırılarak elde edilen hamurdan yuvarlak parçalar bölünür, oklava ile inceltilerek yufka haline getirilir. Sıcak fırında, tercihen közlü ateş üzerinde saclar üzerinde pişirilir. Biraz soğuması beklenir, sonra genişçe bir tepsiye kırılarak yayılır. Birkaç kat yapılıp tepsiye konulan yufkanın üzerine haşlanmış sıcak et suyu dökülerek ıslatılır. Tepsinin ortasına haşlanmış parça etlerden konur, sıcak servis yapılır.

Etli Kazan PilavıEtli Kazan Pilavı | Büyütmek için tıklayınız.

Bilhassa düğünlerde ve şenliklerde dağıtılan etli kazan pilavı, Samsun çevresinde öteki kültürleri de etkilemiş ve onların toplu yemeklerinde de kullanılır olmuştur.

Etli kazan pilavı, büyük kazanlarda yapılır. Her bir kazan, ortalama 100 kişiye birer dolu tabak pilav yetecek büyüklüktedir. Kazanların içine tuzlu su konur, odun ateşinde kaynatılır. Önceden temizlenen pirinçler, yağlıca ve irice kuş başı olarak kavrulmuş etle birlikte kazana konur. İçine bolca kuyruk yağı konur. Etli pilav pişip kıvamına gelince, ateşten indirilen kazanlar servis yapılacak yere götürülür ve sıcak olarak dağıtılır. Pilavın iyi olmasının ölçüsü, et tadının pilava iyice işlemesi ve koyu renkli –lokum büyüklüğünde- yumuşak etlerin pilav tabaklarının içinde bolca bulunmasıdır.

Köylerde, evlilik çağına gelmiş erkek çocuklarının ensesinin koklanarak “pilav kokuyor” diye takılmak hala yaşayan eski bir gelenektir.

Meraklısına, 2 ölçek suya 1 ölçek pirinç olması gerektiğini, et ve kuyruk yağı miktarının ise bütçe ve damak tadına bağlı olarak değişebildiğini hatırlatalım.

Çevirme

Rumeli ağzı ile “çeğerme” diye adlandırılan bu özgün yemek de kuzu etiyle yapılır. Çoğunlukla özel misafirleri ağırlamak ya da yakın arkadaşlarla beraber yemek için tercih edilen çevirme, hali vakti yerinde olanların hatırlı dostlarına yaptığı bir jest olarak kabul edilir. Bu anlamda çevirme davetlerinin sosyal hayatta özel bir değeri vardır.

Kuzunun içi temizlenip tuz ve baharat ile terbiye edilmesinden sonra boylamasına bir kalın çubuğa geçirildiği görülür. Sarkan etler, ustalık isteyen biçimde çubuğa bağlanıp bohçalanır. Sonra da köz halindeki köy fırınına konur. Çubuk, adeta bir mil gibi eti döndürmekte kullanılır. Tercihen etin altına bir tepsi içinde pirinç konularak, etten damlayan suyla birlikte pilav pişirilir.

Köy Ekmekleri ve Börekleri

Türk sofra kültüründe ekmek özel bir yer tutar. Ekmek demek, nimet demektir. Mübadillerde de ekmek adeta Allah’tan gelen nimetlerin en kıymetlilerinden birisidir ve bu nedenle ekmeğe verilen değer adeta ilahidir.

Mübadiller, ekmek pişirmenin ve paylaştırmanın büyük vebal gerektiren bir iş olduğunu düşünür. Bu vebalden korktukları için her evde bir köy fırını olduğu halde mübadillerden fırıncılığı meslek seçen pek kimse çıkmaz.

Çoğunlukla mısır unu ile yapılan köy ekmeklerinin yanı sıra köy börekleri de kendine özgüdür. Karma kelimesinin Rumeli ağzı ile söylenişi olan “gağma” denen köy börekleri hala sevilerek yapılır ve yenir.

Köy Ekmeği Köy Ekmeği | Büyütmek için tıklayınız.

Buğday unu içine tuz ve ekmek mayası konarak kıvamına gelinceye kadar su ilave edilip yoğrulur ve hamur elde edilir. Hamur bir kaba konup üzeri bezlerle sarılarak kabarıncaya kadar mayalanmaya bırakılır. Mayalanmış ekmek, yağlanmış tepsiye yayılır ve bir süre daha bekletilir. Önceden kızdırılmış fırında (tercihen köy fırınında) pişirilir.

Gağma

Ispanaklı Gağma | Büyütmek için tıklayınız. Buğday unu içine tuz ve ekmek mayası konarak kıvamına gelinceye kadar su ilave edilip yoğrulur ve hamur elde edilir. Hamur bir kaba konup üzeri bezlerle sarılarak mayalanmaya bırakılır. Bu arada yufka hamuru yapılır, 4 adet büyük yufka açılır. Birinci kat yufkanın üzerine mayalanmış hamur yayılır. Ardından ikinci kat yufka serilir. Bu kata, yapılacak gağmanın çeşidine göre malzeme konur. Bu malzeme;

Norlu Gağma | Büyütmek için tıklayınız.

Norlu gağma için çökelek,

Gıtmak gağması için kavurma et

Pirinç gağması için haşlanmış pirinçtir.

Döşenen malzemenin üzerine sıvı yağ gezdirilir. Bunun üzerine 3. kat yufka serilir. İlk kattan daha ince olmak şartıyla mayalanmış hamur yayılır. En sonunda dördüncü kat yufka ile örtülür ve kızdırılmış fırına (tercihen köy fırını) konup pişirilir. Fırından çıktıktan sonra da üzerine tereyağı sürülür.

Buğday unu yerine mısır unu kullanılarak yapılan gağmalar da vardır. Yukarıdaki tarif, sadece un çeşidi mısır unu olacak biçimde hazırlanır. İç malzemesine göre:

Pırasa Gağması, haşlanmış ve doğranmış pırasa ile,

Kabak Gağması kara kabak denen ve bal kabağına benzemekle beraber farklı bir tür olan kabağın içinin kaşıkla oyularak elde edilen malzeme ile yapılır.

Norlu gağma, mısır unu ile de yapılabilir.

Öte yandan, kabak gağmasının buğday unuyla yapılan bir türü de vardır. Ancak bunun hazırlanma şekli farklıdır. Kara kabağın içi kaşıkla oyulur. Elde edilen malzemenin içine 4 avuç kadar buğday unu ve yeterince tuz ilave edilerek karıştırılır. Elde edilen karışım yağlanmış tepsiye yayılır.

Rumeli Bazlaması (Yumurtalı Çörek)

3 adet yumurta çırpılır, içine birkaç bardak yoğurt ya da süt katılır. Yarım tatlı kaşığı karbonat, biraz tuz ve kaldırdığı kadar un konarak karıştırılır. Elde edilen gevşek hamurdan avuçlanarak parçalar koparılır, yuvarlatılır. 30 dakika kadar dinlendirilir. Önceden kızdırılmış sıvıyağda kızartılır. İsteğe göre üzerine çökelek konabilir.

KaçamakYazma Kaçamak | Büyütmek için tıklayınız.

Bazı yörelerde sadece yazma ya da yazma kaçamak diye adlandırılan bu özgün Rumeli yemeği, bakır tencere içinde kaynatılan tuzlu suya mısır unu eklenip karıştırılarak pişirilir. Hamur kıvamına getirilen bulamaç, düz bir siniye yayılır. Kaşıkla inceltilir. Üzerine mübadillerin “nor” dedikleri çökelek peyniri bolca serpilir. İnce bir iple küçük dilimlere ayrılır. Daha sonra üzerine bolca kızgın kırmızı biberli tereyağı gezdirilir. Bazen kaçamak üzerine yağlı et de dökülebilir. Sıcak servis edilen kaçamağın yanında ayran ve turşu tercih edilir.

Meraklısına bir not, yapılışı çok kolay gibi görülen ve ismini de belki kolay yapılmasından alan kaçamağın gerçek tadını bulmak için tecrübeli aşçı olmak gerekir ve bulaşığını çıkartmak biraz zordur. Eskiden köylerde küçük gelin, büyük geline “ganga, gel bir kaçamak yapalım bugün” dermiş, büyük gelin de küçüğüne “bulaşığını sen yıkarsan yapalım” diye cevap verirmiş. Böylece büyük gelinle küçük gelin arasında bir usta-çırak ilişkisi ile kaçamak yapmanın incelikleri öğretilirmiş.

Höşmer Yoğurtlu Kaçamak | Büyütmek için tıklayınız.

Bazı köylerde yoğurtlu kaçamak da denen bu yemek, tercihen kavrulmuş mısır unu ile yapılır. Hafif ılık tuzlu suya katılan mısır unu karıştırılarak topaçlaşmış bir karışım haline getirilir. Bir tepsiye biraz tereyağı ve sıvı yağ konur, üzerine karışım konur, karıştırılır. Hafif ateşte topakları dağılıncaya kadar karıştırılarak pişirilir. Daha sonra bir derin tabağa konan yoğurdun içine dökülür, karıştırılarak elde edilen bulamaç servise hazırdır. (Yoğurdun bol olması, pişirilen mısır ununun bulamaca çok koyu bir kıvam vermemesi gerekir.)

Tarhana

Buğday unu, yoğurt ile yoğrulur. İçine rendelenmiş domates, haşlanmış kırmızı biber ve ekşi hamur mayası eklenir. Hava almayacak bir kaba konur. 2-3 günde bir karıştırılmak kaydıyla 15 gün kadar bekletilir. Temiz bir bez üzerine yayılır ve güneşte kurutulmaya başlanır. Kuruyunca ovularak incelilir ve toz haline getirilir. Gölgede 2 gün bekletildikten sonra saklama kaplarına konur. İstendiğinde normal çorba gibi yapılır. Üzerine tereyağı gezdirilerek servis edilir. Eskiden tarhananın içine ekmek doğranarak yenildiğini belirtmeliyiz.

Çılbır

Ispanak ya da semiz otu yıkanıp haşlanır, suyu süzülür. Soğuduktan sonra doğranıp sarımsaklı yoğurtla karıştırılır. Üzerine kırmızı biberli kızgın tereyağı gezdirilip servis yapılır. Çılbır, ıspanak ya da semiz otu yerine haşlanmış yumurta ile de yapılabilir.

Keşkek

Daha çok Alaçam Bölgesindeki hemşerilerimiz tarafından yaygın olarak yapılır. Temizlenip haşlanan tavuk, lime edilip doğranır. Akşamdan ıslatılan buğdayla karıştırılır. Bu karışıma tuz ve tavuk suyu ilave edilir, kıvamını alıncaya kadar kaynatılır. Pişince üzerine kızdırılmış tereyağı gezdirilerek servis edilir.

Köy BaklavasıKöy Baklavası | Büyütmek için tıklayınız.

Alabildiğine inceltilmiş buğday unu yufkaları güneşte 1-2 saat kadar kurutur. Her bir katın içine kıyılmış ceviz içi konarak 35 kat yufka tepsiye yayılır. Küçük kare dilimler halinde kesilerek fırına verilir. Kızarınca fırından çıkartılır. Şekerli suyun kaynatılması ile elde edilen şerbeti, ılık olarak ve baklavanın üzerini örtecek kadar dökülür. Buna ıslatma denir. Soğuyunca servise hazırdır.

Döndürme

Unun içine tuz ve su ilave edilerek oldukça gevşek bir hamur elde edilir. Besleyici olması için bu hamur, yumurta ve süt ile de yapılabilir. Bir kaşıkla bu hamurdan alınan parçalar, kızdırılmış yağın içine akıtılır. Bir yüzü pişince ters yüz edilip diğer tarafı da kızdırılır. İsteğe bağlı olarak döndürmeye çökelek sarılarak yenebilir.

Kaşık helvası (Un helvası)

Bir tencerede kızdırılan sıvıyağa yavaşça karıştırılarak un ilave edilir. İsteğe bağlı olarak içine badem, fıstık, ceviz ya da fındık içi de konabilir. 10 dakika kadar hafif ateşte kavrulan karışımın üzerine şekerli suyun kaynatılması ile elde edilen şerbet yavaşça karıştırılarak eklenir, bir-iki dakika kısık ateşte pişirilerek şerbeti iyice yedirilir. Soğumasından sonra ıslatılmış bir kaşıkla (tercihen tahta kaşık) parçalar alınıp bir tepsiye şekil verilmiş biçimde yuvarlatılmış olarak dizilerek servis yapılır.

Şıra

Kokulu kara üzümle ya da kızılcık ile yapılır. Güzelce yıkandıktan sonra kapaklı bir kaba yarısı dolacak biçimde bastırılır. Üzerine kabın aldığınca su ve şaraplaşmaması için hardal konur. Birkaç hafta kapalı biçimde bekletilen şıra servis edilirken, içine şeker ve gerekirse biraz su eklenir. (Eskiden çocukları kandırmak için şıranın eşek yoğurdu olduğu söylenirmiş.)

Gölle

Kurutulmuş mısır tanelenir. Sıcak suda taneler iyice yumuşayıncaya kadar kaynatılır.



OYMAAĞAÇ KEBABI



Adını verdiği Oymaağaç köyünde yapılan "Oymaağaç kebabı" Mayıs-Kasım ayları arasında yapılarak hem sıcak hem soğuk olarak yenir. Oğlak etinden yapılan kebap Vezirköpr


MISIR ÇORBASI
Dövülmüş Mısır haşlanır.Üstüne bolca süt katılır.Kinzi, yağ, çok ince doğranmış soayrı bir kapta kavrulur.Ocaktan indirilen çorbanın üstüne gezdirilir.Bir başka şekilde de haşlanan mısır yarması yoğurtla karıştırılarakta yenir.

HALUÇKA



Katı şekilde yuğrulan hamur açılarak ince ince küçük dikdörtgen pirizması şeklinde kesilerek haşlanır. sudan alınır. Yine bir miktar hohut haşlanır. Haşlanan hamurun ve fasülyenin bir miktar suyunda hamur ve nohut pişirilir.Genellikle Vezirköpr
pişirilir. Küçük parçalara ayrılmış tavuk eti veya kaz eti içine atılır. Baharat, biber ,salça ayrı bir kapta kavrulur üzeri-ne ilave edilerek haluçka çorbası servise hazır hale getirilir. Zaman zaman acuk veya kiren ekşise haluçka çorbasına ilave edilerekte servis yapılabilir
.
BAKLALI YAPRAK DOLMASI

Malzemeler: 200 gr. et. 300 gr. bakla. 1 çay bardağı buğday yarması, 1 çay bardağı sıvı yağ, 2 orta boy soğan, bir çorba kaşığı nane. 1 tatlı kaşığı tuz, 1.5 su bardağı su, 1 demet may-donoz, limon, yarım kilo üzüm yaprağı.
Yapılışı : Yarım saat sıcak suda bekletilip kabukları soyulmuş olan baklalar ince ince doğranır. bir kaba konur. sırayla ince ince doğranmış et , buğday yarması , yağı rendelenmiş soğanlar, nane, reyhan biberleri, tuzu ince kıyılmış maydonozu hepsi karıştırılır. 1.5 su bardağı suyla salça sulandırılır. içine karıştırılır.Bunların hepsi çiğ olarak yapılır.Birbirine karıştırılan malzemeler yapraklara sarılarak bir tencereye konur. bir saat pişirilerek servis yapılır.



LAHANA SARMA

Malzemeler : 1 kase pirinç , 1 kase bulgur , 3 orta baş soğan, karabiber, pul biber, nane, maydonoz ve lahana yaprak.
Yapılışı : Soğanı doğrayıp zeytinyağında pempeleşinceye kadar kavrulur. Ardından bir kaşık salça ile tekrar kavrulur.Daha sonra pirinç konulur bir dakika kaynatılır, ardından bulgur konur 1 çay bardağı su ilave edilir. Tencerenin kapağı kapatılır. Daha sonra üzerine nane, karabiber, kırmızı pul biber, maydanoz ve tuz ilave edilir. Ocağın altı kısık ayarda pişirilir. Kaynadıktan sonra elde edilen karaşımdan kaşıkla az az olmak üzere yaprağa teker teker sarılır.Tencereye dizilir. Kısık ateşte pişirilir.Pişmesine az kala zeytinyağı ilave edilir.Tam suyunu çekmeden ocağın altı kapatılır. Soğuk veya ılık olarak servis yapılır.


KAZ PİLAVI


Tüyleri yolunup iyice temizlenen kaz yeteri kadar büyüklükte bir kazanda üzerini su ilave edilerek pişirilir.Pişen kaz kazandan alınarak bir tepsiye kızartılmak üzere konur.Kazanda kalan kazın suyuna bulgur salınarak pişirilir.Pişen pilavın kabarması ve kendine gelmesi için ateşten alınarak ağzı kapatılır ve bir havluya sarılır.
Şayet kaz asılarak pişirilmişse tavada biriken kazın yağı, kaz iyice kızarıp asıldığı bacadan alındıktan sonra mevcut ateşte iyice yakılır ve normal su içerisine bulgur salınarak pişirilmiş olan bulgur pilavının üzerine yavaş yavaş dökülür.Yanmış yağ pilav üzerine döküldükten sonra pilav tellenir, böylece yağın iyice pilava karışması sağlanır
ve servise hazır hale getirilir.

KAZ ASMASI
Tüyleri yolunup iyice temizlenen kaz ocaklığı bulunan bir odanın bacasına,ocaklıkta ateş yakıldıktan sonra asılır.Yanan ateşe belli bir mesafede asılı bulunan kaz bir kişi tarafından oklava veya benzeri bir şeyle yavaş yavaş çevrilir.Bu işlem yaklaşık iki saat sürer.Bu süre içerisinde kaz mükemmel bir şekilde kızarır ve eri-yen yağı altına konan tavada birikir.Kaz asılı bulunduğu bacadan alınır ve hazır bulunanların ortasında doğranır.Biriken yağla bulgur pilavı pişirilir ve böylece servise hazır hale getirilir.

SAMSUN VEZİRKÖPR
Daha önceki yıllarda Vezirköpr

Herkesin süzme yoğurt dediğine Vezirköpr

KATIK BÖREĞİ


Buğday yarması akşamdan ısıtılır ve yaklaşık 12 saat suda kalır. Su yarma hizası kadar konur.Yarma suda şişer.Eğer şişen yarmanın üzerinde su birikirse bu süzülerek atılır. Katığa bu yarma ile birlikte bolca kıyılmış dorak ve maydanoz da katılır.İyice karıştırılır.İçine yeterince tuz ve zeytinyağı da katılır. Hazırlanan bu karışım, tereyağı ile iyice yağlanmış tepsiye 1,5 - 2 cm. kalınlığıhda dökülür.Odunla ısınan fırına ya da
elektrikli fırına verilir. Üstü kızarırsa fırından çıkarılır ve tepsi boşaltılır. Ters çevrilerek tepsiye konur ve yeniden fırına verilir. Bu tarafı da kızarırsa fırından çıkarılır ve tereyağı ile yağlanır.Dilim dilim ve dört köşe kesilir.Bunlara sam-sa adı verilir.Samsalar bir kenarı 10 cm. olan eşkenar dörtgen biçiminde dilimlerdir. Bir başka tepsi yada tabağa konup servis yapılır. Samsalar servis yapılmadan önce kendi buğusu ile yumuşasın diye üstüne bir kapak örtülür. Yaklaşık 10 - 15 dakika kapak böreğin üstünde durur. Eğer böyle yapılmazsa samsalar sert olur 6 kişilik börek için, yaklaşık 750 gr. yarma, 850 gr. katık, bir demet dorak, bir demet maydanoz, bir çay bardağı zeytinyağı gerekli-dir. Bu karışım yaklaşık l m. çapında tepsiye dökülür. atık böreği fırına bakraçla götürülür. Fırına girerken karı-şım tepsiye boşaltılır. Börek yaklaşık bir saatte pişer.
Bu börek daha çok bahar ve yaz aylarında yapılır. Kimi zaman kurutulmuş dorak da kullanılır.Börek Vezirköpr


MEMECİK

Katık, tuz ilave edilip çok az su katılarak un ile birlikte iyice yoğrulur. Yufka gibi açılır. Bunun zuvalası ufak olur.Saç üzerinde yufka gibi pişirilir. Kabarınca saçdan alınır. Bütün zuvalaların pişiriylesi bitince, eritilmiş tereyağı ile yağlanıp servis yapılır

KATIKLI EKMEK


Un ile su normal tuz atılarak iyice yoğrulur.Kabarması beklenmez .Zuvalası ufak olur.Yufka gibi açılır. Haçe saçda haşlanır, hemen indirilir. Bu ufak yufkanın yarısına katık ile maydonozdan oluşmuş karışım dökülür.

Yufkanın öbür kanadı ile örtülür. Kızgın sacda arkası ve önü pişirilir.Hepsi bitince eretilmiş tereyağı ile yağlanır. Gerek memecik ve gerekse katıklı ekmek, çayla yada karpuz, üzüm, kavun gibi yiyeceklerle birlikte yenir.

KATIK SÜNDÜRMESİ
Katık kıyılmış maydonozla karıştırılır. Zeytinyağı veya tereyağı ile tavada sündürülür. Sündürülen bu yiyecek sabah kahvaltısında çayla birlikte sıcak sıcak yenir.

Samsun’un Mutfağı


Samsun’un bir diğer renkli ve zengin yanı şüphesiz ki farklı lezzetleri bir arada sunan mutfağı. Doğum, ölüm, adak, iftar, evlenme, askerlik, sünnet, dini bayramlar, kadil ve daha birçok özel günlere ait yemeklerin yanı sıra, ünü dünyaya yayılmış yemekleri de mevcut.
Çakallı Menemeni, Kaz Tiliti, tatlı ve tuzlu balıkları şehrin her yerinde bulunabilecek lezzetleri arasında. Bir diğer önemli lezzeti ise, açık ve kapalı iki türde yapılan ve dünyaca bilinen yemeklerinden biri haline gelen Samsun Pidesi. Hamur işlerinden et yemeklerine, çorbadan tatlıya, sebze yemeklerinden salataya, tatlı ve tuzlu su balıklarına kadar birçok yöresel yemeğe sahip Samsun, farklı lezzetleri keşfetmek için ideal.






__________________

Hiç yorum yok: